A.Ş.K' nin açılımı ve ask hakkında hersey...

A$k Me$k olayları, derin ve içsel hadiseler...
Kullanıcı avatarı
diL3MmM
Üye
Üye
Mesajlar: 3
Kayıt: 26 Tem 2007 00:00

Mesaj gönderen diL3MmM »

aşk=acıya şikayetsiz katlanmak




:D:D:D:D:D

Kullanıcı avatarı
Rita
Müdavim Üye
Müdavim Üye
Mesajlar: 1256
Kayıt: 08 Haz 2005 00:00

Mesaj gönderen Rita »

En son Rita tarafından 24 Şub 2009 03:22 tarihinde düzenlendi, toplamda 2 kere düzenlendi.

Kullanıcı avatarı
merfee
Üye
Üye
Mesajlar: 40
Kayıt: 17 Ağu 2007 00:00
Konum: eskişehir

Mesaj gönderen merfee »

aşk çok dolu bi kelime olmasına ragmen aslında bi okdarda basit bi kelime... aşk bezen bile bile yapılan aptallık bazen çılgınlık bazen üzüntü bazen mutluluk kısacası aşk=HERŞEY....

Kullanıcı avatarı
pardus
Müdavim Üye
Müdavim Üye
Mesajlar: 575
Kayıt: 05 Ara 2006 01:00
Konum: istanbul
İletişim:

Mesaj gönderen pardus »

aşkın açlımını bilmiyorum ama aşk sevmek ve bırakmamm ve eşsiz bir duygdr

Kullanıcı avatarı
doacan
Müdavim Üye
Müdavim Üye
Mesajlar: 665
Kayıt: 08 Eki 2006 00:00
Konum: İST
İletişim:

Mesaj gönderen doacan »

aşaka...

hindistan a özgü bi sarmaşık...bilmemne ağacına sarılıp gelişerek kendi özelliklerini kaybeder ve ağaca da kaybettirir.sonuçta ortaya değişik bi yaşam formu çıkar.asyada halen bazı yerlerde aşaka,uşiki....diyerek anılır.bize de böle gelmiş ve zamanla aşk adını
almış olabilir veya olmayabilir ben sallıyorum.

Kullanıcı avatarı
nepse
Üye
Üye
Mesajlar: 164
Kayıt: 29 Tem 2007 00:00
İletişim:

Mesaj gönderen nepse »

karşılıksız olduğunda çekilmez bi duygu ama gerçekten karşılıklıysa deymeyin keyfime :D
kötüleri sevdik

Kullanıcı avatarı
wolleskaan
Üye
Üye
Mesajlar: 3
Kayıt: 19 Oca 2007 01:00

Mesaj gönderen wolleskaan »

Allaha ŞüküR Karı

Kullanıcı avatarı
RapunZelle
Müdavim Üye
Müdavim Üye
Mesajlar: 710
Kayıt: 30 Eyl 2006 00:00
Konum: izmir

Mesaj gönderen RapunZelle »

aşk, acıdan zevk almaktir !...
"...Let me drown within this river, let me drown in this deep silence...

Kullanıcı avatarı
emink0
Üye
Üye
Mesajlar: 5
Kayıt: 24 Kas 2007 01:00
Konum: çanakkale
İletişim:

Mesaj gönderen emink0 »

aşk eski bir yalan ademle havvadan kalan

Kullanıcı avatarı
Sadeceucnokta
Müdavim Üye
Müdavim Üye
Mesajlar: 526
Kayıt: 24 Oca 2007 01:00
Konum: İstanbul

Mesaj gönderen Sadeceucnokta »

Tarihe damgasını vuran aşk sözleri

Aşk nedir, ne değildir? Bu konuda herkesin söyleyecek bir sözü vardır. İşte size tarih boyunca söylenmiş sözlerden derlenmiş özel bir liste. Bakalım beğenecek misiniz?

Aşk, sabırdır. Saygıdır. Keşiftir. Anlaşmaktır. İnceliktir. Korumaktır. Sorumluluktur. Mizahtır. Teslimiyettir. Gerçektir. Neşedir. Mutluluktur. Sıcaklıktır. Tazeliktir. Sarılmaktır. Şanstır. Saftır. Öze götürendir. Derler. Bakalım başka neler demiş büyükler:

Aynı dili konuşanlar değil, aynı duyguları paylaşanlar anlaşabilir Mevlana

*Aşk hükmetmez; terbiye eder. Goethe

*Arılar bile en tatlı balın zehirli çiçeklerde olduğunu bilir. John Keats

*Aşkta her zaman bir öpen, bir de yanağını uzatan vardır. Fransız atasözü

*"Arzu edilenden ziyade arzu etmeye aşığız." F.Nietzsche

*"...Güzelliğin on para etmez Bu bendeki aşk olmazsa..." Aşık Veysel Şatıroğlu

"Ölümdür tek başına yaşanan aşk iki kişiliktir.." Ataol Behramoğlu

Aşık olduğumda sadık olurum, çünkü aşık olurum. Oscar Wilde

Aşk aklın en soylu zaafıdır. John Dryden

Aşk konusunda yanlış seçimden söz etmek hatalıdır, zaten seçim varsa o yanlıştır. Marcel Proust

Aşk:c iddi bir akıl hastalığı. Platon l Aşık olmayı beceremeyen yağ çekmeyi öğrenmek zorundadır. Goethe

Aşk melankolinin bir türüdür Robert Burton

Aşk dünyanın en tatlı mutluluğu ile en derin acısından yaratılmıştır. Bailey

İnsan kalbindeki gerçek aşk dört nala giden bir at gibidir ne dizginden anlar ne de söz dinler. Konfüçyus

Aşk kadının hayatında bütün bir romandır erkekte ise yalnız bir bölümdür. M. Da Stael

Ne seninle yaşayabilirim ne de sensiz. Ovidius l Aşkı tanıdığında, yaratıcıyı da tanırsın. Fox Kabilesi

İTİRAF ETMELİ Mİ YOKSA...

Balzac: İlk aşk aşı gibidir. İnsanın ikincide hastalanmasını önler..

Rousseau: Aşk mektubuna başlarken ne söyleyeceğimizi bilemeyiz. Bitirirken de ne yazdığımızın farkında olmayız....

Shakespeare: Sevgililerine aşklarını itiraf eden kadınlar, en az seven kadınlardır...

Eflatun: Aşk, en tehlikeli bir ruh hastalığıdır...

Aziz Nesin: Yenilen taraf aşık olur...

Yakup Kadri: Hiçbir kadın yoktur ki “Seni Seviyorum" sözü karşısında hissiz kalsın...

Katherine Hepburn: Aşkı bilenler normal kadınlardır...

Oscar Wilde: Erkekler kadınların ilk aşkı, kadınlar erkeklerin son aşkı olmasını ister...

İngiliz Atasözü: Aşk için evlenen Istırapla yaşar....

Kontes Nathalie: Aşk, bir kişinin yararına, iki kişinin ortaklığıdır...

Paul Geraldy: Sevmek güzeldir. Bir daha sevmemek daha güzeldir...

Marcel Proust: Aşık olmayanlar, mükemmel bir erkeğin sıradan bir kadın yüzünden niçin ızdırap çektiğini anlayamazlar...
Eskidendi, eskidendi, çok eskiden...

Kullanıcı avatarı
speed_of_pain
Müdavim Üye
Müdavim Üye
Mesajlar: 531
Kayıt: 19 Ara 2005 01:00
Konum: from hell

Mesaj gönderen speed_of_pain »

aşk mazoşistliktir
nefret ettim kendimden acının hızını bıraktıgı ızlerı yoketmek ıstedım defalarca neden dıye sordum kendime NEDEN... neden hala mutluluk maskesı takmıs bır depresıf ım

Kullanıcı avatarı
kitten
Müdavim Üye
Müdavim Üye
Mesajlar: 699
Kayıt: 19 Haz 2006 00:00
Konum: İstanbul

Mesaj gönderen kitten »

+1000000....sonsuz

Kullanıcı avatarı
deathster
Müdavim Üye
Müdavim Üye
Mesajlar: 625
Kayıt: 09 Kas 2004 01:00
Konum: Tekirdağ

Mesaj gönderen deathster »

(a)lı(ş)kanlı(k)
ve insanlar alışkanlıklarından kolay kolay vazgeçemezler
Thousand of cars and a million guitars, Screaming with power in the air, Weve found the place where the decibels race, This army of rock will be there

http://www.myspace.com/firewind DİNLE!!!

Kullanıcı avatarı
KoRn_eR
Moderatör
Moderatör
Mesajlar: 1713
Kayıt: 08 Oca 2003 01:00
Konum: geldim ya, bilsem gelmezdim

Mesaj gönderen KoRn_eR »

Bugün Hurriyet kelebek'ten alıntı yapıyorum..Etkileyici bir hikaye.Bize nasip olmaz böyle aşk herhalde :(
_____________________________________________________________

Otobüs durağında karşılaşmışlardı ilk kez.... Biri tıpta okuyordu, öbürü mimarlıkta. O ilk karşılaşmadan sonra, bir kere, bir kere daha karşılaşabilmek için, hep aynı saatte, aynı duraktan, aynı otobüse bindiler.

Gençtiler... Birbirileriyle konuşacak cesareti bulmaları biraz zaman aldı ama sonunda başardılar. İkisi de her sabah otobüse bindikleri semtte oturmuyorlardı aslında. Delikanlı arkadaşında kaldığı için o duraktan binmişti otobüse, kız ise ablasında....

Sırf birbirilerini görebilmek için, her sabah erkenden evlerinden çıkıp, şehrin öbür ucundaki o durağa, onların durağına geldiklerini, gülerek itiraf ettiler bir süre sonra...

Okullarını bitirince evlendiler. Mutluydular hem de çok. Bazen işsiz, bazen parasız kaldılar ama öylesine sıkı kenetlenmişti ki yürekleri hiçbir şeyi umursamadılar. Ayın sonunu zor getirdikleri günlerde de ünlü bir doktor ve ünlü bir mimar olduklarında da hep mutluydular.

ZAMAN İLAÇ OLMADI

Günler günleri, yıllar yılları kovaladıkça sevgileri de büyüdü, büyüdü... Tek eksikleri çocuklarının olmamasıydı. Zorlu bir tedavi sürecine rağmen çocuk sahibi olmayınca, "Bütün mutlulukların bizim olmasını beklemek, bencillik olur" diyerek devam ettiler hayatlarına. Çocuk yerine, sevgilerini büyüttüler.

Bazen eve geldiğinde, aynanın üzerinde bir not görürdü kadın, "Bir tanem, kütüphanenin ikinci rafına bak...." Kütüphanenin ikinci rafında başka bir not olurdu, "Mutfaktaki masanın üzerine bak ve seni çok sevdiğimi sakın unutma"

Mutfaktaki masadan, salondaki dolaba sevgi dolu notları okuya okuya koşturan kadın, sonunda kimi zaman bir demet çiçek, kimi zaman en sevdiği çikolatalar, kimi zaman da pahalı armağanlarla karşılaşırdı.

Hayat ne kadar hızlı akarsa aksın, işleri ne kadar yoğun olursa olsun hep birbirlerine ayıracak zaman buluyorlardı bulmasına ama 40’lı yaşların ortalarına geldiklerinde, daha az çalışmaya karar verdiler. Adam, hastaneden ayrıldı ve muayenehanesinde hasta kabul etmeye başladı. Kadın da mimarlık bürosunu kapadı ve özel projelerde görev aldı. Artık daha fazla beraber olabiliyorlardı.

Bir gün sahilde dolaşırken, harap durumda bir ev gördü kadın, üzerinde "satılık" levhası asılı olan. "Ne dersin, bu evi alalım mı?" dedi adama. "Bu viraneyi yıktırır, harika bir ev yaparız. Projeyi kafamda çizdim bile. Kocaman terası olan, martıları kahvaltıya davet edeceğimiz bir deniz evi yapalım burayı..." "Sen istersin de ben hiç hayır diyebilir miyim" diye yanıt verdi adam. "Amerika’daki tıp kongresinden döner dönmez ararım emlakçıyı... Kaç para olursa olsun, burası bizimdir artık...."

Tıp kongresi nedeniyle sadece bir hafta ayrı kalacaklarını bildikleri halde, ayrılmaları zor oldu, adam Amerika’ya giderken. Her gün, her saat konuştular telefonla.

Gözyaşları içinde kucaklaştılar havaalanında. Fakat birkaç gün sonra, kocasında bir tuhaflık olduğunu fark etti kadın. Eskisi kadar mutlu görünmüyor, konuşmaktan kaçınıyordu. Onu neşelendirmek için, sahildeki evi hatırlattı ve çizdiği projeyi verdi kadın ama hiç beklemediği bir cevap aldı: "Canım, o ev bizim bütçemizi aşıyor. Sen en iyisi o evi unut..."

Mutsuzluk, mutluluğun tadına alışmış insanlara daha da acı, daha da çekilmez gelir. Kadın, hiç sevmedi bu beklenmedik misafiri. Derdini söylemesi için yalvardı adama, "Senin için ölürüm, biliyorsun, ne olur anlat" diye dil döktü boş yere...

Yıllardır sevdiği adam, duyarsız ve sevgisiz biriyle yer değiştirmişti sanki. Ona ulaşmaya çalıştıkça, beton duvarlara çarpıyordu kadın, her çarpmada daha fazla kanıyordu yüreği... Bir gün, çocukluğunun, gençliğinin ve bütün hayatının birlikte geçtiği arkadaşına dert yanarken, "Artık dayanamıyorum, sana söylemek zorundayım" diye sözünü kesti arkadaşı. "O, seni aldatıyor. İş yerimin tam karşısındaki restoranda genç bir kadınla yemek yiyor her öğlen. Sonra sarmaş dolaş biniyorlar arabaya...."

"Sus, sus çabuk, duymak istemiyorum bu yalanları" diye bağırdı kadın. Onca yıllık arkadaşını, kendisini kıskanmakla suçladı.... Ertesi gün, öğle vakti o restoranın hemen karşısında bir köşeye sindi sessizce ve peri masallarının sadece masal olduğunu anladı...

Kocasının eskiden aynı hastanede çalıştığı genç çocuk doktorunu tanıdı hemen. Bazen evlerinde ağırladıkları kadına nasıl sarıldığını gördü... Akşam kocası eve gelir gelmez, bazen bağırıp, bazen ağlayarak, bazen ona sımsıkı sarılıp bazen de yumruklayarak haykırdı suratına her şeyi.

ADAM İNKAR ETMEDİ

İnkar etmedi adam. Zamanla duyguların değişebildiği, insanların orta yaşa geldiklerinde farklılık aradığı gibi bir şeyler geveledi ağzında ve bavulunu alıp gitti evden. Kapıdan çıkarken, "son bir kez kucaklamak isterim seni" diyecek oldu ama kadın, "defol" dedi nefretle...

İlk celsede boşandılar... Modern bir aşk hikayesinin böyle son bulmasına kimse inanamadı. Arkadaşlarının desteğiyle ayakta kalmaya çalıştı kadın. Adamın, sevgilisiyle birlikte Amerika’ya yerleştiğini öğrendi.

Bazen yalnız kaldığında, onu hálá sevdiğini hissedince, ağlama nöbetleri geçiriyor, aşkın yerini, en az onun kadar yoğun bir duygu olan nefretin alması için dua ediyordu. Aradan bir yıl geçti... Her şeyin ilacı olduğu söylenen zaman bile, kadının derdine çare olamamıştı.

Bir sabah, ısrarla çalan zilin sesiyle uyandı. Kapıyı açtığında, karşısında o kadını gördü. "Sen, buraya ne yüzle geliyorsun" diye bağırmak istedi ama sesi çıkmadı. "Lütfen, içeri girmeme izin ver, mutlaka konuşmamız gerekiyor" dedi genç kadın.

Kanepeye ilişti ve zor duyulan bir sesle konuşmaya başladı: "Hiçbir şey göründüğü gibi değil aslında. Çok üzgünüm ama o bir saat önce öldü. Geçen yıl Amerika’daki kongre sırasında öğrendi hastalığını ve yaklaşık bir senelik ömrü kaldığını. Buna dayanamayacağını, hep söylediğin gibi onunla ölmek isteyeceğini biliyordu.

YAŞAYACAKSIN

Seni kendinden uzaklaştırmak için, benden sevgilisi rolünü oynamamı istedi. Ailesine bile haber vermedi. Birlikte Amerika’ya yerleştiğimiz yalanını yaydı. Oysa ilk karşılaştığınız otobüs durağının karşısında bir ev tutmuştu. Tedavi görüyor ve kurtulacağına inanıyordu ama olmadı. Gece fenalaşmış, bakıcısı beni aradı, son anda yetiştim. Sana bunu vermemi istedi..."

Gözlerinden akan yaşları durduramayacağını biliyordu kadın. Hemen oracıkta ölmek istiyordu. Eline tutuşturulan kutuyu açmayı neden sonra akıl edebildi. İtinayla katlanmış bir sürü kağıt duruyordu kutuda. İlk kağıtta, "Lütfen bütün notları sırayla oku bir tanem" diyordu...

Sırayla okudu; "Seni çok sevdim", "Seni sevmekten hiç vazgeçmedim", "Senin için ölürüm, derdin hep, doğru söylediğini bilirdim." "Fakat benim için ölmeni istemedim" "Şimdi bana söz vermeni istiyorum." "Benim için yaşayacaksın, anlaştık mı?" son kağıdı eline alırken, kutuda bir anahtar olduğunu gördü kadın...

Ve son kağıtta da şunlar yazılıydı: "Sahildeki evimizi senin çizdiğin projeye göre yaptırdım. Kocaman terasta martılarla kahvaltı ederken, ben hep seni izliyor olacağım...."
When you're pushed, killing's as easy as breathing

Kullanıcı avatarı
speed_of_pain
Müdavim Üye
Müdavim Üye
Mesajlar: 531
Kayıt: 19 Ara 2005 01:00
Konum: from hell

Mesaj gönderen speed_of_pain »

aşk bir palavra
nefret ettim kendimden acının hızını bıraktıgı ızlerı yoketmek ıstedım defalarca neden dıye sordum kendime NEDEN... neden hala mutluluk maskesı takmıs bır depresıf ım

Kullanıcı avatarı
Papi
Müdavim Üye
Müdavim Üye
Mesajlar: 1731
Kayıt: 20 Haz 2005 00:00
Konum: edirne

Mesaj gönderen Papi »

2yıllık sevgilimle ayrıldık 3ay önce.2ay boyunca bu şarkıyı dinledim:
"onu benden siz çaldınız..istanbuulll sokakları.." :003

Kullanıcı avatarı
vaga_bond
Müdavim Üye
Müdavim Üye
Mesajlar: 1333
Kayıt: 21 Nis 2005 00:00
Konum: istanbul

Mesaj gönderen vaga_bond »

çok gereksiz bence...
Ne hissettiysem, ne bildiysem
Hasta ve yorgunum tek başımayım.Orada olabilir misin, çünkü seni bekleyen kişiyim ben.
Yoksa sen de mi affedilmeyensin???

Kullanıcı avatarı
lauranthalasa
Üye
Üye
Mesajlar: 131
Kayıt: 29 Haz 2008 00:00
Konum: qualinesti

Mesaj gönderen lauranthalasa »

sevgi anlasmak degildir nedensiz de sevilir
bazen kucuk biran icin omur bile verilir...
birine asik olmak bi sebep gerektirmez sebepsiz yere de asik olabilir insanoglu.birilerini sevmek icin asik olmak icin sebep aramakla vakit kaybetmemek gerek bence.
elim ayagim dolaniyorsa,yanimda olmadigin anlarda sen varmissin gibi gulumseyebiliyorsam,yastigima basimi koydugumda,her yolculugun beni sana getirecegini umit ederek yasiyorsam iste benim icin budur ask.tabi acilarin en buyuguyle beraber cunku sen beni sevmezken ben bunlari hissediyorum sana karsi...

Kullanıcı avatarı
Luthienn
Üye
Üye
Mesajlar: 69
Kayıt: 15 Kas 2008 01:00
Konum: Paris

Mesaj gönderen Luthienn »

Tuna Kiremitçi'nin zamanında 'best seller' olmuş kitabının adı değil miydi bu yahu?.
Kitap çıktıktan sonra arkadaşlar arasında espri konusu olmuştu. Biri çıkıp 'Bende S.E.K.S neyin kısaltmasıdır kitabını yazacağım' diyordu, öbürü 'yo yo o fazla satmaz, hedef kitlemiz abazalar olmalı 3.1 neyin kısaltmasıdır daha çok satar' diyordu, beriki 'terbiyesizlik etmeyin, bence kitap müthiş entelektüel izzet yıldızhan'a ithaf edilmeli ve i.b.r.a.h.i.m t.a.t.l.ı.s.e.s neyin kısaltmasıdır da adı olmalı' diye dalgasını geçiyordu.

Evet espriler birbirinden kötüydü, ama kitabın adı da buna çok elverişliydi...
Ha, konuya gelecek olursam... Aşk'ın açılımı olsa olsa; kan, ter ve gözyaşıdır.

Cevapla