Gündem
- demakrotive
- Müdavim Üye

- Mesajlar: 573
- Kayıt: 16 Oca 2005 01:00
- Konum: Ankara - Balıkesir
"Cumhuriyet mitingleri" "Cumhuriyet Şölenleri" adı altında devam edecek...
AKP hala nitel ve nicel olarak rahatlıklagözlenebilecek bu laik,ulusalcı kesimi küçümsüyor yeri geldiğinde yok sayıyor..
acaba AKP kendisi için gelen en büyük "tehlikenin farkında mı?"
AKP hala nitel ve nicel olarak rahatlıklagözlenebilecek bu laik,ulusalcı kesimi küçümsüyor yeri geldiğinde yok sayıyor..
acaba AKP kendisi için gelen en büyük "tehlikenin farkında mı?"
En son demakrotive tarafından 21 May 2007 14:25 tarihinde düzenlendi, toplamda 1 kere düzenlendi.
şıp şıp şıp şıp şıp şıp... (damlaya,damlaya damlaya damlaya damlaya..) okyanus oldum dum dum dum dum dum tak dum ta tak..
Ey vatandaş aç gözünü!!!
Türkiye'nin gelecekteki en önemli kozu olan bor minarelleri etibank bünyesinde özelleştirilecek.sorun bakalım alıcı şirketler hangi ülkeden? tabi ki AMERİKA!
ülkemizde rezervlerin ortalama değeri yaklaşık 9 trilyon dolar! gözleriniz yanlış görmedi tam tamına 9 trilyon dolar!! peki etibank bünyesinde satılacak olan rezervlerimiz kaçtan gidicek? 40 milyon dolar!
bor madeni gelecek yüzyıla damgasını vuracak madendir.ve bu açıdan ülkemiz en önemli bor pazarı konumunda.bu madenleri elimizde tutmayı başarabilirsek gelecek yüzyıla damgasını vuracak ülke oluruz! abd. ve diğer emperyalist güçler bunu bizim başımızdakilerden daha önce gördü demekki..zaten bizim başımızdakiler görene kadar toz duman olur bor madenlerimiz.
bu açıdan bir toplum bilinci olusturmak adına bu özelleştirmeyi herkese duyurun,herkese mail atın,gerekirse cumhuriyetimiz için milyonlar toplandık şimdide bor madenlerimiz için toplanıp bunu başımızdaki özürlülere duyuralım!
bu madenler ülkemizin belkide tek güvencesi! emperyalistlere gerçek değerinin 1000/1 ine yedirmeyelim!
Türkiye'nin gelecekteki en önemli kozu olan bor minarelleri etibank bünyesinde özelleştirilecek.sorun bakalım alıcı şirketler hangi ülkeden? tabi ki AMERİKA!
ülkemizde rezervlerin ortalama değeri yaklaşık 9 trilyon dolar! gözleriniz yanlış görmedi tam tamına 9 trilyon dolar!! peki etibank bünyesinde satılacak olan rezervlerimiz kaçtan gidicek? 40 milyon dolar!
bor madeni gelecek yüzyıla damgasını vuracak madendir.ve bu açıdan ülkemiz en önemli bor pazarı konumunda.bu madenleri elimizde tutmayı başarabilirsek gelecek yüzyıla damgasını vuracak ülke oluruz! abd. ve diğer emperyalist güçler bunu bizim başımızdakilerden daha önce gördü demekki..zaten bizim başımızdakiler görene kadar toz duman olur bor madenlerimiz.
bu açıdan bir toplum bilinci olusturmak adına bu özelleştirmeyi herkese duyurun,herkese mail atın,gerekirse cumhuriyetimiz için milyonlar toplandık şimdide bor madenlerimiz için toplanıp bunu başımızdaki özürlülere duyuralım!
bu madenler ülkemizin belkide tek güvencesi! emperyalistlere gerçek değerinin 1000/1 ine yedirmeyelim!
Dünya döner,geçer zaman; hiçbirşey kalmaz ardında...
- houseofholy
- Müdavim Üye

- Mesajlar: 905
- Kayıt: 04 Oca 2007 01:00
- Konum: ankara
- İletişim:
bu madenleri özelleştirmesek bile çıkarmamıza izin vermiyorlar zaten. yıllardır bor madeni rezervleri hakkında bilgisi olan, konuşan insanlar var ama nedense bir türlü icraata geçilemiyor. birçok madenin işletme hakkı 40-50 yıl gibi uzun süreler boyunca dış ülkelere veriliyor. ya satarsınız ya da işletme hakkını verirsiniz diyorlar. yani bu ülke kaynaklarında söz hakkı olan son insanlar bizmişiz gibi davranılıyor.wolfali yazdı:Ey vatandaş aç gözünü!!!
Türkiye'nin gelecekteki en önemli kozu olan bor minarelleri etibank bünyesinde özelleştirilecek.sorun bakalım alıcı şirketler hangi ülkeden? tabi ki AMERİKA!
ülkemizde rezervlerin ortalama değeri yaklaşık 9 trilyon dolar! gözleriniz yanlış görmedi tam tamına 9 trilyon dolar!! peki etibank bünyesinde satılacak olan rezervlerimiz kaçtan gidicek? 40 milyon dolar!
bor madeni gelecek yüzyıla damgasını vuracak madendir.ve bu açıdan ülkemiz en önemli bor pazarı konumunda.bu madenleri elimizde tutmayı başarabilirsek gelecek yüzyıla damgasını vuracak ülke oluruz! abd. ve diğer emperyalist güçler bunu bizim başımızdakilerden daha önce gördü demekki..zaten bizim başımızdakiler görene kadar toz duman olur bor madenlerimiz.
bu açıdan bir toplum bilinci olusturmak adına bu özelleştirmeyi herkese duyurun,herkese mail atın,gerekirse cumhuriyetimiz için milyonlar toplandık şimdide bor madenlerimiz için toplanıp bunu başımızdaki özürlülere duyuralım!
bu madenler ülkemizin belkide tek güvencesi! emperyalistlere gerçek değerinin 1000/1 ine yedirmeyelim!
herşey onun içinde, o herşeyin dışında..
Bu "ulan bor var ama çıkaramıyoruz" muhabbeti senelerdir dönüyor. Kusura bakmayın gına geldi artık. Güya bağımsız ülkede yaşıyoruz ama tabi Atatürk'ün lafı var: "Ekonomik olarak bağımsız olamayan bir ülke, bağımsız değildir". Senelerdir elimiz kolumuz bağlı belkliyoruz borun çıkarılmasını. Umarım aynı muhabbeti çocuklarımız da yapmaz.
- houseofholy
- Müdavim Üye

- Mesajlar: 905
- Kayıt: 04 Oca 2007 01:00
- Konum: ankara
- İletişim:
evet herşey bu kadar açıkken, bu tür zorunluluklar ve dayatmalar yaşanırken, birçok insan bunlar hakkında uyarılar yaparken nasıl oluyor da hala aynı kısır döngü içinde yaşıyoruz?? IMF ye en çok borcu olan ülke konumundayken, dünyanın en değersiz para birimlerinden birine sahipken ekonomik bağımsızlık hayal olmaktan öteye gitmiyor sanırım. evet yıllardır bu madenler biliniyor, aynı muhabbet yapılıyor ama farkında olmak kurtulmaya yetmiyor özellikle de bu değerlerin farkında olan başkaları da varsa.
herşey onun içinde, o herşeyin dışında..
- kindmonster
- Müdavim Üye

- Mesajlar: 1115
- Kayıt: 14 Haz 2006 00:00
- İletişim:
PKK'nın Kandil kampından çarpıcı görüntüler
Yeni Aktüel dergisi terör örgütü PKK'nın Kandil Dağı'ndaki kamplarına girdi ve PKK'nın faaliyetlerini yerinde izledi.
Kandil'de hedef Türkiye'yi Kuzey Irak'a çekmek!
Kandil Dağı'ndaki PKK'lılar 50'şer kişilik gruplar halinde sürekli yer değiştiriyor. Ağaçların altına kurdukları çadırlarda barınıyorlar. Sabit barınak çok az ve hemen hepsi dağınık. Kamplarda iletişim radyo ya da uydu telefonlarıyla sağlanıyor. Militanlar arasında 15'inde çocuklar da var, Avrupalılar da...
Sangasser, Kandil Dağı yolundaki son köy. Bir kontrol noktası Kürtler'in denetimindeki bölgenin sonunu işaret ediyor. Vadiyi izleyen yol kıvrılarak dağlar arasındaki geçide kadar yükselirken, manzara da vahşileşiyor. İşte PKK'nın ilk kontrol noktası! Yolun iki yanında iki bayrak ve bir nöbetçi kulübesi var. Dekor, devasa Öcalan posterinden ibaret. Dışarıda, plastik sandalyelerde iki kişi satranç oynuyor. Bir araç geçerken sandalyenin üzerindeki Kalaşnikof alınarak nöbete devam ediliyor! Ama geçiş az, köylülerden başka pek uğrayan yok.
PKK'nın denetimindeki bu bölge İran sınırında bulunan Kandil Dağı'nın eteklerindeki bir yerleşim yeri. Bölge resmi olarak Kürt bölgesel yönetiminde ve Peşmergelerin kontrolünde, fakat ayak basmıyorlar. Kuralları koyan PKK! Belli bir sınırı da olmayan alan, İran sınırı boyunca Peşmerge denetimindeki Hacı Ümran Köyü'nün ardına kadar uzanıyor. 1990'lardan itibaren bu dağlara yerleşmişler ve Iraklı Kürtler'in üstü kapalı desteğinden yararlanıyorlar. Eğitim kampları ve sığınaklar kurmuşlar. Faaliyetlerini saklamıyor, bütün gün gizlenmeden dolaşıyorlar. Fakat Genelkurmay Başkanı Yaşar Büyükanıt'ın son sözleri rahatlarını bozmuş. Saldırıdan korktukları için kamplarını taşımışlar.
Askeri ve siyasi olarak iki kola ayrılıyorlar. Askeri kanat silahlı militanlardan oluşuyor, siyasi kanatsa ideologlar, kurucular ve lojistikçilerden. Birinci grup yaklaşılması en zor olanlar. Elli kişilik gruplar halinde sürekli yer değiştiriyorlar. Barınakları ağaçların altındaki çadırlar. Uçaklar tarafından yerlerinin belirlenmemesi için hızla sökülebiliyorlar. Sabit barınak çok az ve hemen hepsi dağınık. Önlemlerden biri de telefon hatlarının kesilmesi. İletişim ihtiyacını radyo ya da uydu telefonları karşılıyor. İtalya'dan gelen genç bir kız militan, ailesiyle eskisi kadar görüşemediğini, üç haftadır onları arayamadığını söylüyor.
Atış talimi ve teorik dersler!
Bazı toprak yollarda arazi aracı olmadan yol almak mümkün değil. Bir militan "Kampa kilometrelerce yürüyerek gidiyoruz, bu en iyi antrenman" diyor. Çadırların çatısı ağaçlar. Diğer tarafta bir ekmek fırını var. Rojin 10 yıldır bu hayatı yaşıyor: "Doğaya yakın, gereksiz hiçbir şeyin olmadığı bu yaşantıyı sürdürmek istiyorum" diyor ama anlatımından pek de eğlenceli bir hayat olmadığı anlaşılıyor. "Sabah beşte eğitime başlıyoruz, atış talimleri ve zorunlu teori dersleri yapıyoruz."
Fotoğraflarını çekebildiğimiz grup sadece temel silahlara sahip; özellikle de Kalaşnikoflar. 70'li yıllarda üretilen ABD ya da Çin yapımı eski tip el bombaları, biraz RPG tanksavarları, anti-tank roketatarlar, sniper'lara benzeyen eski tip keskin nişancı tüfekleriAma herkesin silahı var ve nasıl kullanılacağını biliyor. Grubun lideri Ahmed, bu silahların helikopterlere karşı pek etkili olmayacağını kabul ediyor. "Eşit silahlarla savaşmıyoruz ama araziyi çok iyi tanıyoruz" diyor.
Kamptakilerden biri ağır silah ve füzeleri de olduğunu söylüyor. Ama fazla değil! Eski militanlardan bazıları grubu yönetiyor; çoğu hiç çatışmaya girmemiş. Grup liderlerinden biri, militanlar arasından "gururla" en gencini gösteriyor; en fazla 15 yaşında. O da eski iki el bombasını belinde sergiliyor. Bombalar özellikle onun için tehlikeli. Örgüte katılmak için yaş limitinin 15 olduğu söyleniyor ama belli ki denetimler çok sıkı değil! 15 yaşında bir kız çocuğu, bu kuralı ihlal ederek gruba bir yıldan fazla bir süre önce katıldığını söylüyor.
Avrupa'dan gelen kırk militan
Bütün işler dönüşümlü yapılıyor; herkes yemek hazırlamak zorunda. Bugün bezelye ve pilav var. Nadiren et de yeniyor. Kızlar bir tarafa erkekler diğer tarafa ayrılıyor. Rojin kendini ideolojiye adamış, "Bir ev kadınının hayatını yaşadığımı düşünemiyorum, özellikle de bu bölgede. Kadınların hiçbir hakkı yok" diyor. Bu yaklaşım kadınları örgüte çekmede etkili. Bu grupta yirmi kadar kadın var. PKK'nın beşte biri kadınlardan oluşuyor fakat kilit görevler erkeklerin elinde. Eşitlik söylemine karşın feodal alışkanlıklar sürüyor.
Marksist-Leninist ideolojinin etkisini yitirmesi PKK'nın ideolojisini de etkilemişSosyalist ideoloji hâlâ geçerli ama üretim araçlarının ortak kullanımına artık atıfta bulunulmuyor.
Öte yandan Kandil kamplarında Avrupa'dan gelmiş kırk kadar militan var. Kampa geldiklerinde her biri yetenekleriyle ilgili bir alana yöneliyor ve bir kod adı alıyorlar. Mediam adını taşıyan Alman kadın, örgüt üyeleriyle tanıştıktan kısa bir süre sonra her şeyi; ailesini, işini ve onunla gitmezse eşini bırakmaya karar vermiş. Bu tercihini ailesine açıklamak bir yılını almış. 10 yıldır örgütte ve mesleğini yapıyor: Doktorluk. Ama fotoğrafının çekilmesine izin vermiyor. Küçük rahatsızlıklar ya da yaralılar dağlardaki dört hastanede tedavi ediliyor. Bunların yerleri konusunda büyük bir gizlilik var. Ağır yapılar oldukları için koğuş çadırları gibi kolayca sökülemiyorlar. Mediam "Cumaları civar köylerden hastalar geliyor ve onları ücretsiz tedavi ediyoruz" diyor.
PEJAK ile birarada
Kandil Dağı'nda bir örgütün daha üyeleri var; 2 bin militanıyla PEJAK. PKK'dan bağımsız olduklarını ve İran'daki Kürt azınlığın haklarının tanınması için savaştıklarını söylüyorlar. Ancak arazide onları diğerlerinden ayırabilecek hiçbir şey yok. PEJAK'ın geçmişi de polemik konusu. 1997'de radikallere yakın bir grup pasifist eylemci İran'ın batısında gösteriler organize etti. Baskılar onları yeraltına itti ve 1999'da şimdiki örgütün kurucu üyeleri PKK'nın koruması altında Irak'a iltica etti. O zamandan beri, PKK kadroları onlara önemli lojistik, askeri ve ideolojik eğitim desteği veriyor. Bugün her iki grup da benzer bir ideolojiyi paylaşıyor ve aynı lideri işaret ediyor: Abdullah Öcalan. PEJAK kendini finanse ettiğini ve bağışlarla varlığını sürdürdüğünü savunuyor. Ama Kasım 2006'da New Yorker dergisinde yayımlanan bir makalede, Seymour Hers, İsrail ve ABD'yi Tahran'ı istikrarsızlaştırmak için bu harekete finansal destek vermekle suçlamıştı. Finansman konusu çok net olmasa da, PKK kadroları 2003'te ABD'nin özel mesajcılarıyla görüştüklerini onaylıyor. Fakat teçhizat ve silahların yıpranmışlığı, dışarıdan önemli bir finansman olmadığını gösteriyor. Militanlar arasında Suriye ve Türkiye'den gelenler var ama İranlı yok. Kardeşlerini İran diktatörlüğünden kurtarmak istediklerini öne sürüyorlar. "Askeri bir zafer beklemiyoruz. Stratejimiz farklı. Yerel nüfusun desteklenmesi, demokratik haklar ve cinsiyet eşitliğinin geliştirilmesi konusunda etkili bir propagandaya dayanıyor." Bununla birlikte PKK'lılar gibi çuvaldan giysiler giyiyor, benzer silahlar kullanıyorlar. Türkiye bir operasyon düzenlerse PEJAK ve PKK'nın birlikte hareket edeceğine kuşku yok.
Sınır ötesi operasyon raporu
Kandil Dağı ancak 50 bin askerle kuşatılabilir
Türkiye'nin Irak sınırından kuş uçuşu 89,4 kilometre, karayoluyla 100 kilometre uzaklıkta olan Kandil Dağı'na araziden gidildiğinde mesafe dağlar, tepeler ve vadiler yüzünden 250 kilometreye çıkıyor. PKK'nın üstlendiği vadinin rakımı yer yer 1300 ile 1500 metreye ulaşıyor. Vadiyi kuşatan dağların yüksekliği ise 2900 metre. Uluslararası Stratejik Araştırmalar Kurumu'nun Sınır Ötesi Operasyon raporuna göre dağın çevresi çok geniş olduğu için 50 kilometre çaplı bir kuşatma gerekiyor. Raporda bunun için 50 bin asker gerektiği ancak az sayıda ve hareketli profesyonel askerler kullanılabileceği belirtiliyor. Rapora göre Kandil Dağı'na operasyonu güçleştiren diğer nedenler şunlar:
"Kandil Dağı, Türkiye sınırına uçakla 5 dakika mesafede ancak sınıra yakın hava üssü kurulmadığı için en yakın üs (Diyarbakır - Malatya) 456 kilometre ötede bulunuyor. Bu da hava desteğini zayıflatıyor."
"Dağ, dar geçitleriyle pusu kurulmasını kolaylaştıracak türden. Askerler
1 kilometre boyunca tuzaklar içinden yürümek zorunda. Kandil Dağı, vadi ve çevre tepeler çok sayıda mağara ve kaya oyuklarıyla dolu. Vadi düzenli bir ordunun ilerlemesini zorlaştıracak zig zaglar içeriyor. Maddi boyutu bir tarafa düzenli ordu için böylesine olumsuz şartlarda 'çok sayıda kayıp verip az sayıda PKK'lı yakalama' riski de var."
Haberin devamını Yeni Aktüel dergisinin 97. sayısında bulabilirsiniz!
Kaynak:ENSONHABER.COM
Yeni Aktüel dergisi terör örgütü PKK'nın Kandil Dağı'ndaki kamplarına girdi ve PKK'nın faaliyetlerini yerinde izledi.
Kandil'de hedef Türkiye'yi Kuzey Irak'a çekmek!
Kandil Dağı'ndaki PKK'lılar 50'şer kişilik gruplar halinde sürekli yer değiştiriyor. Ağaçların altına kurdukları çadırlarda barınıyorlar. Sabit barınak çok az ve hemen hepsi dağınık. Kamplarda iletişim radyo ya da uydu telefonlarıyla sağlanıyor. Militanlar arasında 15'inde çocuklar da var, Avrupalılar da...
Sangasser, Kandil Dağı yolundaki son köy. Bir kontrol noktası Kürtler'in denetimindeki bölgenin sonunu işaret ediyor. Vadiyi izleyen yol kıvrılarak dağlar arasındaki geçide kadar yükselirken, manzara da vahşileşiyor. İşte PKK'nın ilk kontrol noktası! Yolun iki yanında iki bayrak ve bir nöbetçi kulübesi var. Dekor, devasa Öcalan posterinden ibaret. Dışarıda, plastik sandalyelerde iki kişi satranç oynuyor. Bir araç geçerken sandalyenin üzerindeki Kalaşnikof alınarak nöbete devam ediliyor! Ama geçiş az, köylülerden başka pek uğrayan yok.
PKK'nın denetimindeki bu bölge İran sınırında bulunan Kandil Dağı'nın eteklerindeki bir yerleşim yeri. Bölge resmi olarak Kürt bölgesel yönetiminde ve Peşmergelerin kontrolünde, fakat ayak basmıyorlar. Kuralları koyan PKK! Belli bir sınırı da olmayan alan, İran sınırı boyunca Peşmerge denetimindeki Hacı Ümran Köyü'nün ardına kadar uzanıyor. 1990'lardan itibaren bu dağlara yerleşmişler ve Iraklı Kürtler'in üstü kapalı desteğinden yararlanıyorlar. Eğitim kampları ve sığınaklar kurmuşlar. Faaliyetlerini saklamıyor, bütün gün gizlenmeden dolaşıyorlar. Fakat Genelkurmay Başkanı Yaşar Büyükanıt'ın son sözleri rahatlarını bozmuş. Saldırıdan korktukları için kamplarını taşımışlar.
Askeri ve siyasi olarak iki kola ayrılıyorlar. Askeri kanat silahlı militanlardan oluşuyor, siyasi kanatsa ideologlar, kurucular ve lojistikçilerden. Birinci grup yaklaşılması en zor olanlar. Elli kişilik gruplar halinde sürekli yer değiştiriyorlar. Barınakları ağaçların altındaki çadırlar. Uçaklar tarafından yerlerinin belirlenmemesi için hızla sökülebiliyorlar. Sabit barınak çok az ve hemen hepsi dağınık. Önlemlerden biri de telefon hatlarının kesilmesi. İletişim ihtiyacını radyo ya da uydu telefonları karşılıyor. İtalya'dan gelen genç bir kız militan, ailesiyle eskisi kadar görüşemediğini, üç haftadır onları arayamadığını söylüyor.
Atış talimi ve teorik dersler!
Bazı toprak yollarda arazi aracı olmadan yol almak mümkün değil. Bir militan "Kampa kilometrelerce yürüyerek gidiyoruz, bu en iyi antrenman" diyor. Çadırların çatısı ağaçlar. Diğer tarafta bir ekmek fırını var. Rojin 10 yıldır bu hayatı yaşıyor: "Doğaya yakın, gereksiz hiçbir şeyin olmadığı bu yaşantıyı sürdürmek istiyorum" diyor ama anlatımından pek de eğlenceli bir hayat olmadığı anlaşılıyor. "Sabah beşte eğitime başlıyoruz, atış talimleri ve zorunlu teori dersleri yapıyoruz."
Fotoğraflarını çekebildiğimiz grup sadece temel silahlara sahip; özellikle de Kalaşnikoflar. 70'li yıllarda üretilen ABD ya da Çin yapımı eski tip el bombaları, biraz RPG tanksavarları, anti-tank roketatarlar, sniper'lara benzeyen eski tip keskin nişancı tüfekleriAma herkesin silahı var ve nasıl kullanılacağını biliyor. Grubun lideri Ahmed, bu silahların helikopterlere karşı pek etkili olmayacağını kabul ediyor. "Eşit silahlarla savaşmıyoruz ama araziyi çok iyi tanıyoruz" diyor.
Kamptakilerden biri ağır silah ve füzeleri de olduğunu söylüyor. Ama fazla değil! Eski militanlardan bazıları grubu yönetiyor; çoğu hiç çatışmaya girmemiş. Grup liderlerinden biri, militanlar arasından "gururla" en gencini gösteriyor; en fazla 15 yaşında. O da eski iki el bombasını belinde sergiliyor. Bombalar özellikle onun için tehlikeli. Örgüte katılmak için yaş limitinin 15 olduğu söyleniyor ama belli ki denetimler çok sıkı değil! 15 yaşında bir kız çocuğu, bu kuralı ihlal ederek gruba bir yıldan fazla bir süre önce katıldığını söylüyor.
Avrupa'dan gelen kırk militan
Bütün işler dönüşümlü yapılıyor; herkes yemek hazırlamak zorunda. Bugün bezelye ve pilav var. Nadiren et de yeniyor. Kızlar bir tarafa erkekler diğer tarafa ayrılıyor. Rojin kendini ideolojiye adamış, "Bir ev kadınının hayatını yaşadığımı düşünemiyorum, özellikle de bu bölgede. Kadınların hiçbir hakkı yok" diyor. Bu yaklaşım kadınları örgüte çekmede etkili. Bu grupta yirmi kadar kadın var. PKK'nın beşte biri kadınlardan oluşuyor fakat kilit görevler erkeklerin elinde. Eşitlik söylemine karşın feodal alışkanlıklar sürüyor.
Marksist-Leninist ideolojinin etkisini yitirmesi PKK'nın ideolojisini de etkilemişSosyalist ideoloji hâlâ geçerli ama üretim araçlarının ortak kullanımına artık atıfta bulunulmuyor.
Öte yandan Kandil kamplarında Avrupa'dan gelmiş kırk kadar militan var. Kampa geldiklerinde her biri yetenekleriyle ilgili bir alana yöneliyor ve bir kod adı alıyorlar. Mediam adını taşıyan Alman kadın, örgüt üyeleriyle tanıştıktan kısa bir süre sonra her şeyi; ailesini, işini ve onunla gitmezse eşini bırakmaya karar vermiş. Bu tercihini ailesine açıklamak bir yılını almış. 10 yıldır örgütte ve mesleğini yapıyor: Doktorluk. Ama fotoğrafının çekilmesine izin vermiyor. Küçük rahatsızlıklar ya da yaralılar dağlardaki dört hastanede tedavi ediliyor. Bunların yerleri konusunda büyük bir gizlilik var. Ağır yapılar oldukları için koğuş çadırları gibi kolayca sökülemiyorlar. Mediam "Cumaları civar köylerden hastalar geliyor ve onları ücretsiz tedavi ediyoruz" diyor.
PEJAK ile birarada
Kandil Dağı'nda bir örgütün daha üyeleri var; 2 bin militanıyla PEJAK. PKK'dan bağımsız olduklarını ve İran'daki Kürt azınlığın haklarının tanınması için savaştıklarını söylüyorlar. Ancak arazide onları diğerlerinden ayırabilecek hiçbir şey yok. PEJAK'ın geçmişi de polemik konusu. 1997'de radikallere yakın bir grup pasifist eylemci İran'ın batısında gösteriler organize etti. Baskılar onları yeraltına itti ve 1999'da şimdiki örgütün kurucu üyeleri PKK'nın koruması altında Irak'a iltica etti. O zamandan beri, PKK kadroları onlara önemli lojistik, askeri ve ideolojik eğitim desteği veriyor. Bugün her iki grup da benzer bir ideolojiyi paylaşıyor ve aynı lideri işaret ediyor: Abdullah Öcalan. PEJAK kendini finanse ettiğini ve bağışlarla varlığını sürdürdüğünü savunuyor. Ama Kasım 2006'da New Yorker dergisinde yayımlanan bir makalede, Seymour Hers, İsrail ve ABD'yi Tahran'ı istikrarsızlaştırmak için bu harekete finansal destek vermekle suçlamıştı. Finansman konusu çok net olmasa da, PKK kadroları 2003'te ABD'nin özel mesajcılarıyla görüştüklerini onaylıyor. Fakat teçhizat ve silahların yıpranmışlığı, dışarıdan önemli bir finansman olmadığını gösteriyor. Militanlar arasında Suriye ve Türkiye'den gelenler var ama İranlı yok. Kardeşlerini İran diktatörlüğünden kurtarmak istediklerini öne sürüyorlar. "Askeri bir zafer beklemiyoruz. Stratejimiz farklı. Yerel nüfusun desteklenmesi, demokratik haklar ve cinsiyet eşitliğinin geliştirilmesi konusunda etkili bir propagandaya dayanıyor." Bununla birlikte PKK'lılar gibi çuvaldan giysiler giyiyor, benzer silahlar kullanıyorlar. Türkiye bir operasyon düzenlerse PEJAK ve PKK'nın birlikte hareket edeceğine kuşku yok.
Sınır ötesi operasyon raporu
Kandil Dağı ancak 50 bin askerle kuşatılabilir
Türkiye'nin Irak sınırından kuş uçuşu 89,4 kilometre, karayoluyla 100 kilometre uzaklıkta olan Kandil Dağı'na araziden gidildiğinde mesafe dağlar, tepeler ve vadiler yüzünden 250 kilometreye çıkıyor. PKK'nın üstlendiği vadinin rakımı yer yer 1300 ile 1500 metreye ulaşıyor. Vadiyi kuşatan dağların yüksekliği ise 2900 metre. Uluslararası Stratejik Araştırmalar Kurumu'nun Sınır Ötesi Operasyon raporuna göre dağın çevresi çok geniş olduğu için 50 kilometre çaplı bir kuşatma gerekiyor. Raporda bunun için 50 bin asker gerektiği ancak az sayıda ve hareketli profesyonel askerler kullanılabileceği belirtiliyor. Rapora göre Kandil Dağı'na operasyonu güçleştiren diğer nedenler şunlar:
"Kandil Dağı, Türkiye sınırına uçakla 5 dakika mesafede ancak sınıra yakın hava üssü kurulmadığı için en yakın üs (Diyarbakır - Malatya) 456 kilometre ötede bulunuyor. Bu da hava desteğini zayıflatıyor."
"Dağ, dar geçitleriyle pusu kurulmasını kolaylaştıracak türden. Askerler
1 kilometre boyunca tuzaklar içinden yürümek zorunda. Kandil Dağı, vadi ve çevre tepeler çok sayıda mağara ve kaya oyuklarıyla dolu. Vadi düzenli bir ordunun ilerlemesini zorlaştıracak zig zaglar içeriyor. Maddi boyutu bir tarafa düzenli ordu için böylesine olumsuz şartlarda 'çok sayıda kayıp verip az sayıda PKK'lı yakalama' riski de var."
Haberin devamını Yeni Aktüel dergisinin 97. sayısında bulabilirsiniz!
Kaynak:ENSONHABER.COM
İşsizlik başa bela,kahrolsun bankalar..
- houseofholy
- Müdavim Üye

- Mesajlar: 905
- Kayıt: 04 Oca 2007 01:00
- Konum: ankara
- İletişim:
solda mutlu son (aslında başlangıç) nihayet gerçekleşti. DSP ve CHP birleştiklerini açıkladılar. ancak atılan bu adımdan daha da önemli olan bu birlikteliğin başına sola yakışacak güçlü ve dirayetli bir lider bulmak. gerek CHP nin gerekse DSP nin ülke halkının sorunları konusunda somut fikirleri ve çözüm önerileri yok.
yıllar önce DSPyi kurduğunda Ecevit'in yaptığı gibi tüm yurdu gezip insanların düşüncelerini sorunlarını dinlemek gerek. sol düşüncenin asıl hedefi alt sınıf tabir edilen insanlar özellikle de yanlış politikalar sonucu işsiz bırakılan çiftçi ve esnaf olmalı. AKP istemeyerek de olsa siyasi bölünmüşlüğümüzü bir nebze azalttı. madem partiler birbirinden pek de farklı olmayan politikalara sahip, o halde en mantıklı yok yanyana durup daha güçlü olmak.
bu sağlı sollu birleşmeler ülke adına hayırlı olur umarım.
yıllar önce DSPyi kurduğunda Ecevit'in yaptığı gibi tüm yurdu gezip insanların düşüncelerini sorunlarını dinlemek gerek. sol düşüncenin asıl hedefi alt sınıf tabir edilen insanlar özellikle de yanlış politikalar sonucu işsiz bırakılan çiftçi ve esnaf olmalı. AKP istemeyerek de olsa siyasi bölünmüşlüğümüzü bir nebze azalttı. madem partiler birbirinden pek de farklı olmayan politikalara sahip, o halde en mantıklı yok yanyana durup daha güçlü olmak.
bu sağlı sollu birleşmeler ülke adına hayırlı olur umarım.
herşey onun içinde, o herşeyin dışında..
- demakrotive
- Müdavim Üye

- Mesajlar: 573
- Kayıt: 16 Oca 2005 01:00
- Konum: Ankara - Balıkesir
AKP,Erzurum mitinginde anons edilen marşın ;
"izindeyiz Atam" geçen mısrasını pas geçti..
sözde Atatürkçü AKP topu hemen Erzurum valiliğine onlar da organizatörlere attı..
"İzindeyiz Atam" ifadesi içeren satırı yutularak dinleti yaptırılan marşın söz-müziği Ercan Saatçi'ye ait idi..
AKP -takdir edersiniz ki- olaydan habersiz olduklarını organizasyondan Erzurum valiliğinin sorumlu olduğu açıklamasını yaptı..
çok şaşırdık..
***
Boğaziçi Üniversitesi'nde geçen gün yapılan "Türkiye'nin tanıtımı" töreninde Meksikalılar'a Türkiye tanıtıldı ama nasıl?
törene Kürtçe ve İngilizce dili hakim olurken tek kelime Türkçe konuşulmadı..
slayt gösterisinde ise türbanlı bir kız ağzı bandajlı halde "okuma hakımı istiyorum" teması altında boy gösterdi..
Boğaziçi mezunları bir bildiri yayımlayarak rektör Ayşe Soysal'dan açıklama istediler,rahatsızlıklarını dile getirdiler..
Boğaziçi'nde 1-2 yıldan beri türbanlı öğrencilerin derslere girmesine göz yumulması da aktarılan bilgiler arasında idi...
"izindeyiz Atam" geçen mısrasını pas geçti..
sözde Atatürkçü AKP topu hemen Erzurum valiliğine onlar da organizatörlere attı..
"İzindeyiz Atam" ifadesi içeren satırı yutularak dinleti yaptırılan marşın söz-müziği Ercan Saatçi'ye ait idi..
AKP -takdir edersiniz ki- olaydan habersiz olduklarını organizasyondan Erzurum valiliğinin sorumlu olduğu açıklamasını yaptı..
çok şaşırdık..
***
Boğaziçi Üniversitesi'nde geçen gün yapılan "Türkiye'nin tanıtımı" töreninde Meksikalılar'a Türkiye tanıtıldı ama nasıl?
törene Kürtçe ve İngilizce dili hakim olurken tek kelime Türkçe konuşulmadı..
slayt gösterisinde ise türbanlı bir kız ağzı bandajlı halde "okuma hakımı istiyorum" teması altında boy gösterdi..
Boğaziçi mezunları bir bildiri yayımlayarak rektör Ayşe Soysal'dan açıklama istediler,rahatsızlıklarını dile getirdiler..
Boğaziçi'nde 1-2 yıldan beri türbanlı öğrencilerin derslere girmesine göz yumulması da aktarılan bilgiler arasında idi...
şıp şıp şıp şıp şıp şıp... (damlaya,damlaya damlaya damlaya damlaya..) okyanus oldum dum dum dum dum dum tak dum ta tak..
- houseofholy
- Müdavim Üye

- Mesajlar: 905
- Kayıt: 04 Oca 2007 01:00
- Konum: ankara
- İletişim:
RTE nin son bomba açıklaması 'devlet laik olur, kişi laik olmaz' şeklinde. devlet laik olur ama başbakan olmaz, hükümet olmaz demek istiyor. peki devlet soyut bir varlık mıdır? devletin karar, yargı ve yürütme organları makineler tarafından mı işletiliyor acaba. laik olmak dinsiz olmak anlamına geliyor bunların gözünde. devletin dini olmaz ama onun yürütülmesini sağlayan insanların olur. bu nasıl bir anlayış aklım almadı..
herşey onun içinde, o herşeyin dışında..
- issirganotununissirmiyani
- Müdavim Üye

- Mesajlar: 1106
- Kayıt: 01 Haz 2005 00:00
- Konum: nereye
TBMM Genel Kurulunda, 17 yeni üniversite kurulmasına ilişkin kanun tasarısı görüşülürken, gusül abdesti tartışması yaşandı.
CHP Kırklareli Milletvekili Mehmet Kesimoğlu, tasarının çerçeve 8. maddesi üzerinde konuşurken, Lüleburgaz ilçesindeki bir ilköğretim okulunda din bilgisi öğretmeninin öğrencilere, gusül abdestinin de yer aldığı ve günlük yaşamla ilgili dini bazı tavsiyelerin yer aldığı bir liste dağıttığını söyledi. Kesimoğlu, dün Cumhuriyet Gazetesinde yayımlandığını söylediği listeyi, Genel Kurulda okudu. Kesimoğlu'nun listeyi okumasına, bazı AK Parti milletvekilleri tepki gösterdi.
AKP Kırklareli Milletvekili Gökhan Sarıçam da kişisel görüşlerini açıklarken, listede sıralananların sünnet olduğunu ve Hazreti Muhammed'in günlük hareketleriyle ilgili olduğunu ifade etti.
Sarıçam, sünnetle ilgili konu işlenirken, bazı öğrencilerin talep etmesi üzerine, söz konusu öğretmenin, Hazreti Muhammed'in günlük hareketleriyle ilgili bir liste dağıttığını söyledi. Sarıçam, listede Güne Besmeleyle başlayın, gusül abdesti alın gibi tavsiyeler bulunduğunu belirterek, Gusül abdestinin ne olduğunu biliyorsunuz herhalde? Bilmiyorsanız, ben anlatabilirim. Ben, İmam-Hatip mezunuyum, bu konularda yetkili sayılırım dedi.
ATEŞ: BU KONULARA GİRMEYİN LÜTFEN!
Bunun üzerine TBMM Başkanvekili Yılmaz Ateş, Sarıçam'ı uyararak, Bu konulara girmeyin lütfen. Gerekirse dışarıda anlatırsınız dedi.
Din bilgisi dersi veren öğretmenin, ilahiyat mezunu aydın bir din adamı olduğunu ifade eden Sarıçam, şunları söyledi:
Bu öğretmenlere, buradan kürsüden veya gazete köşelerinden saldırırsanız, o zaman çocukları, cahillerin eline düşürürsünüz. O zaman laiklik tehlikeye girer. İlahiyat mezunu, aydın din adamlarına sahip çıkalım. Çağdaş, laik öğretmenler dini öğretsin. Yoksa sizin korktuğunuz mollalar gelir öğretir. Besmeleden, gusülden neden rahatsız oluyorsunuz?. Hepimiz farklı görüşlerden olabiliriz ama çocuklarımızı, siyasetimize ve ideolojilerimize alet etmeyelim.
CHP'li Kesimoğlu, tekrar söz alarak, AKP'li Sarıçam'ın sözlerini hayretle karşıladığını ifade ederek, Ben de gusül abdesti alırım dedi.
eger türkiyede gusul abdest alınmasını anlatmayı bile kısıtlıyorlarsa bu memleket gerçekden zor durumda derim . abdest almayanlar için sanırım bir sakıncası yok ama türkiyenin %90 ı müslüman bir kesim ve bu bilgiler çocukalra gerek aileleri gerek ögretmenleri tarafından verilmesi gerekir bu konuda genelde aileler mahçup ve utandıkları için en iyisi ögretmenin anlatmasıdır
CHP Kırklareli Milletvekili Mehmet Kesimoğlu, tasarının çerçeve 8. maddesi üzerinde konuşurken, Lüleburgaz ilçesindeki bir ilköğretim okulunda din bilgisi öğretmeninin öğrencilere, gusül abdestinin de yer aldığı ve günlük yaşamla ilgili dini bazı tavsiyelerin yer aldığı bir liste dağıttığını söyledi. Kesimoğlu, dün Cumhuriyet Gazetesinde yayımlandığını söylediği listeyi, Genel Kurulda okudu. Kesimoğlu'nun listeyi okumasına, bazı AK Parti milletvekilleri tepki gösterdi.
AKP Kırklareli Milletvekili Gökhan Sarıçam da kişisel görüşlerini açıklarken, listede sıralananların sünnet olduğunu ve Hazreti Muhammed'in günlük hareketleriyle ilgili olduğunu ifade etti.
Sarıçam, sünnetle ilgili konu işlenirken, bazı öğrencilerin talep etmesi üzerine, söz konusu öğretmenin, Hazreti Muhammed'in günlük hareketleriyle ilgili bir liste dağıttığını söyledi. Sarıçam, listede Güne Besmeleyle başlayın, gusül abdesti alın gibi tavsiyeler bulunduğunu belirterek, Gusül abdestinin ne olduğunu biliyorsunuz herhalde? Bilmiyorsanız, ben anlatabilirim. Ben, İmam-Hatip mezunuyum, bu konularda yetkili sayılırım dedi.
ATEŞ: BU KONULARA GİRMEYİN LÜTFEN!
Bunun üzerine TBMM Başkanvekili Yılmaz Ateş, Sarıçam'ı uyararak, Bu konulara girmeyin lütfen. Gerekirse dışarıda anlatırsınız dedi.
Din bilgisi dersi veren öğretmenin, ilahiyat mezunu aydın bir din adamı olduğunu ifade eden Sarıçam, şunları söyledi:
Bu öğretmenlere, buradan kürsüden veya gazete köşelerinden saldırırsanız, o zaman çocukları, cahillerin eline düşürürsünüz. O zaman laiklik tehlikeye girer. İlahiyat mezunu, aydın din adamlarına sahip çıkalım. Çağdaş, laik öğretmenler dini öğretsin. Yoksa sizin korktuğunuz mollalar gelir öğretir. Besmeleden, gusülden neden rahatsız oluyorsunuz?. Hepimiz farklı görüşlerden olabiliriz ama çocuklarımızı, siyasetimize ve ideolojilerimize alet etmeyelim.
CHP'li Kesimoğlu, tekrar söz alarak, AKP'li Sarıçam'ın sözlerini hayretle karşıladığını ifade ederek, Ben de gusül abdesti alırım dedi.
eger türkiyede gusul abdest alınmasını anlatmayı bile kısıtlıyorlarsa bu memleket gerçekden zor durumda derim . abdest almayanlar için sanırım bir sakıncası yok ama türkiyenin %90 ı müslüman bir kesim ve bu bilgiler çocukalra gerek aileleri gerek ögretmenleri tarafından verilmesi gerekir bu konuda genelde aileler mahçup ve utandıkları için en iyisi ögretmenin anlatmasıdır
issirganotununissirmiyani ''değişim başladı anı yaşa'' vodafone gibi oldu behh
- houseofholy
- Müdavim Üye

- Mesajlar: 905
- Kayıt: 04 Oca 2007 01:00
- Konum: ankara
- İletişim:
Boğaziçi Üni. nin türban konusunda ayrı bir yeri var zaten. Kampüste türbanlı öğrencilerin rahatça gezdiği biliniyor. Türkiye ve Meksika kültürlerinin tanıtıldığı gecede üniversitenin folklor grubu peşmerge kıyafetine benzer kostümlerle gösteri yapmış ve Kürtçe şarkılar söyleyip halay çekilmiş. elbette bu ülkenin kültürünün bir parçasıdır Kürtler ancak doğudan her gün şehit(ler) gelirken insanlar diken üstündeyken bu davranış oldukça provokatif.demakrotive yazdı:AKP,Erzurum mitinginde anons edilen marşın ;
"izindeyiz Atam" geçen mısrasını pas geçti..
sözde Atatürkçü AKP topu hemen Erzurum valiliğine onlar da organizatörlere attı..
"İzindeyiz Atam" ifadesi içeren satırı yutularak dinleti yaptırılan marşın söz-müziği Ercan Saatçi'ye ait idi..
AKP -takdir edersiniz ki- olaydan habersiz olduklarını organizasyondan Erzurum valiliğinin sorumlu olduğu açıklamasını yaptı..
çok şaşırdık..
***
Boğaziçi Üniversitesi'nde geçen gün yapılan "Türkiye'nin tanıtımı" töreninde Meksikalılar'a Türkiye tanıtıldı ama nasıl?
törene Kürtçe ve İngilizce dili hakim olurken tek kelime Türkçe konuşulmadı..
slayt gösterisinde ise türbanlı bir kız ağzı bandajlı halde "okuma hakımı istiyorum" teması altında boy gösterdi..
Boğaziçi mezunları bir bildiri yayımlayarak rektör Ayşe Soysal'dan açıklama istediler,rahatsızlıklarını dile getirdiler..
Boğaziçi'nde 1-2 yıldan beri türbanlı öğrencilerin derslere girmesine göz yumulması da aktarılan bilgiler arasında idi...
ayrıca bu gecede okulun orkestrasında elektro gitar çalan bir türbanlı kızın görüntüsü ilginçti..
herşey onun içinde, o herşeyin dışında..
- houseofholy
- Müdavim Üye

- Mesajlar: 905
- Kayıt: 04 Oca 2007 01:00
- Konum: ankara
- İletişim:
Boğaziçi Üni. nin türban konusunda ayrı bir yeri var zaten. Kampüste türbanlı öğrencilerin rahatça gezdiği biliniyor. Türkiye ve Meksika kültürlerinin tanıtıldığı gecede üniversitenin folklor grubu peşmerge kıyafetine benzer kostümlerle gösteri yapmış ve Kürtçe şarkılar söyleyip halay çekilmiş. elbette bu ülkenin kültürünün bir parçasıdır Kürtler ancak doğudan her gün şehit(ler) gelirken insanlar diken üstündeyken bu davranış oldukça provokatif.demakrotive yazdı:AKP,Erzurum mitinginde anons edilen marşın ;
"izindeyiz Atam" geçen mısrasını pas geçti..
sözde Atatürkçü AKP topu hemen Erzurum valiliğine onlar da organizatörlere attı..
"İzindeyiz Atam" ifadesi içeren satırı yutularak dinleti yaptırılan marşın söz-müziği Ercan Saatçi'ye ait idi..
AKP -takdir edersiniz ki- olaydan habersiz olduklarını organizasyondan Erzurum valiliğinin sorumlu olduğu açıklamasını yaptı..
çok şaşırdık..
***
Boğaziçi Üniversitesi'nde geçen gün yapılan "Türkiye'nin tanıtımı" töreninde Meksikalılar'a Türkiye tanıtıldı ama nasıl?
törene Kürtçe ve İngilizce dili hakim olurken tek kelime Türkçe konuşulmadı..
slayt gösterisinde ise türbanlı bir kız ağzı bandajlı halde "okuma hakımı istiyorum" teması altında boy gösterdi..
Boğaziçi mezunları bir bildiri yayımlayarak rektör Ayşe Soysal'dan açıklama istediler,rahatsızlıklarını dile getirdiler..
Boğaziçi'nde 1-2 yıldan beri türbanlı öğrencilerin derslere girmesine göz yumulması da aktarılan bilgiler arasında idi...
ayrıca bu gecede okulun orkestrasında elektro gitar çalan bir türbanlı kızın görüntüsü ilginçti..
herşey onun içinde, o herşeyin dışında..
- issirganotununissirmiyani
- Müdavim Üye

- Mesajlar: 1106
- Kayıt: 01 Haz 2005 00:00
- Konum: nereye
Edip Akbayram PKK konserine katıldığını kabul etti. Atatürkçü Düşünce Derneği'nin öncülüğünde düzenlenen mitinglerin vazgeçilmez sanatçısı Edip Akbayram, bölücü terör örgütü PKK'lıların gövde gösterisine dönüşen Londra konserine katıldığını kabul etti. Akbayram, önceki gün Fox TV'deki bir programa katılarak kendini savundu.
Fox TV'de yayınlanan ve eski MHP İstanbul Milletvekili Mehmet Gül'ün de katıldığı programa telefonla bağlanan Akbayram'ın sinirli olduğu görüldü. Gül'ün "Sizin gittiğiniz Londra'daki gece PKK ve yan kuruluşlarının etkinliğidir." şeklindeki sözlerine Akbayram, "Ben şarkı söylüyorum." diye cevap verdi. Bunun üzerine Gül, "Ancak PKK Türkiye'yi mezbahaya çevirdi, hiç protesto ettiniz mi? Orada PKK posterleri asılıyor, 'Biji Apo' diye bağırıyorlar." diye tepki gösterdi. Akbayram ise bu eleştiriye de "Bunlar benim inisiyatifim dışında gelişti." deyince, Gül'den "O zaman katılmayın." yanıtını aldı. Programda Akbayram kendine çamur atıldığını iddia edince de Gül şunları söyledi: "Siz gidip PKK denen çirkefin içine giriyorsunuz. Ben mi çamur atıyorum. Teröristlere destek vermeyeceksiniz. Kürt ayrıdır terörist ayrıdır. Onlara destek veremezsiniz. Siz Türk sanatçısısınız. O zaman oraya katılmayın."
Fox TV'de yayınlanan ve eski MHP İstanbul Milletvekili Mehmet Gül'ün de katıldığı programa telefonla bağlanan Akbayram'ın sinirli olduğu görüldü. Gül'ün "Sizin gittiğiniz Londra'daki gece PKK ve yan kuruluşlarının etkinliğidir." şeklindeki sözlerine Akbayram, "Ben şarkı söylüyorum." diye cevap verdi. Bunun üzerine Gül, "Ancak PKK Türkiye'yi mezbahaya çevirdi, hiç protesto ettiniz mi? Orada PKK posterleri asılıyor, 'Biji Apo' diye bağırıyorlar." diye tepki gösterdi. Akbayram ise bu eleştiriye de "Bunlar benim inisiyatifim dışında gelişti." deyince, Gül'den "O zaman katılmayın." yanıtını aldı. Programda Akbayram kendine çamur atıldığını iddia edince de Gül şunları söyledi: "Siz gidip PKK denen çirkefin içine giriyorsunuz. Ben mi çamur atıyorum. Teröristlere destek vermeyeceksiniz. Kürt ayrıdır terörist ayrıdır. Onlara destek veremezsiniz. Siz Türk sanatçısısınız. O zaman oraya katılmayın."
issirganotununissirmiyani ''değişim başladı anı yaşa'' vodafone gibi oldu behh
- houseofholy
- Müdavim Üye

- Mesajlar: 905
- Kayıt: 04 Oca 2007 01:00
- Konum: ankara
- İletişim:
yazıda yer alan 'Atatürkçü Düşünce Derneği'nin öncülüğünde düzenlenen mitinglerin vazgeçilmez sanatçısı Edip Akbayram' ibaresi çok anlamlı geldi bana. ucu Cumhuriyet mitinglerine varmasa büyük ihtimalle bu haber buraya konmazdı. sanki Edip Akbayram mitinglerde ortaya çıkmış yeni bir sanatçıymış gibi. yaptığı yanlıştır ama hemen başka yerlere, kişilere dokundurulması bence sakıncalı. eğer mitinglerden rahatsızsanız bunu birşeyler ima etmeden doğrudan söylerseniz daha iyi olur.issirganotununissirmiyani yazdı:Edip Akbayram PKK konserine katıldığını kabul etti. Atatürkçü Düşünce Derneği'nin öncülüğünde düzenlenen mitinglerin vazgeçilmez sanatçısı Edip Akbayram, bölücü terör örgütü PKK'lıların gövde gösterisine dönüşen Londra konserine katıldığını kabul etti. Akbayram, önceki gün Fox TV'deki bir programa katılarak kendini savundu.
Fox TV'de yayınlanan ve eski MHP İstanbul Milletvekili Mehmet Gül'ün de katıldığı programa telefonla bağlanan Akbayram'ın sinirli olduğu görüldü. Gül'ün "Sizin gittiğiniz Londra'daki gece PKK ve yan kuruluşlarının etkinliğidir." şeklindeki sözlerine Akbayram, "Ben şarkı söylüyorum." diye cevap verdi. Bunun üzerine Gül, "Ancak PKK Türkiye'yi mezbahaya çevirdi, hiç protesto ettiniz mi? Orada PKK posterleri asılıyor, 'Biji Apo' diye bağırıyorlar." diye tepki gösterdi. Akbayram ise bu eleştiriye de "Bunlar benim inisiyatifim dışında gelişti." deyince, Gül'den "O zaman katılmayın." yanıtını aldı. Programda Akbayram kendine çamur atıldığını iddia edince de Gül şunları söyledi: "Siz gidip PKK denen çirkefin içine giriyorsunuz. Ben mi çamur atıyorum. Teröristlere destek vermeyeceksiniz. Kürt ayrıdır terörist ayrıdır. Onlara destek veremezsiniz. Siz Türk sanatçısısınız. O zaman oraya katılmayın."
herşey onun içinde, o herşeyin dışında..
- issirganotununissirmiyani
- Müdavim Üye

- Mesajlar: 1106
- Kayıt: 01 Haz 2005 00:00
- Konum: nereye
yok sadece bazı dikkatimi çeken şeyler var mesala rektörler yürüyüşe katıldı ve nerdeyse hiç oy almamasına ragmen rektör adayları atandı . edip akbayram olayı rastlantı olabilir kanaltürkün genel yayın yönetmeninin pkk yandaşı bir gazetenin kurucusu oldugu gibi
issirganotununissirmiyani ''değişim başladı anı yaşa'' vodafone gibi oldu behh
- houseofholy
- Müdavim Üye

- Mesajlar: 905
- Kayıt: 04 Oca 2007 01:00
- Konum: ankara
- İletişim:
eee nereye varmak istediğini anlamadım. kanaltürk, edip akbayrak, rektörler ve ?? nereyle bağlantı kurduğunu anlamadım..issirganotununissirmiyani yazdı:yok sadece bazı dikkatimi çeken şeyler var mesala rektörler yürüyüşe katıldı ve nerdeyse hiç oy almamasına ragmen rektör adayları atandı . edip akbayram olayı rastlantı olabilir kanaltürkün genel yayın yönetmeninin pkk yandaşı bir gazetenin kurucusu oldugu gibi
herşey onun içinde, o herşeyin dışında..
- whatsername
- Müdavim Üye

- Mesajlar: 1072
- Kayıt: 28 Oca 2006 01:00
- whatsername
- Müdavim Üye

- Mesajlar: 1072
- Kayıt: 28 Oca 2006 01:00
Bizim mesafe fazlaca uzak belki ondandır. Hem burdaki muhtarlık, hem kaydolmak istediğimiz yerdeki muhtarlık pek mümkün olmayacğını söylemiş...jonnathan yazdı:Nasıl olmaz? Bizim muhtarlık gayet güzel yapıyor, hatta kendisi teklif etti. Bence zorlayın, söyleyin nakil aldırmak istediğinizi, şikayetle tehdit edin.
Lasciate mi cantare
- shadow_girl
- Müdavim Üye

- Mesajlar: 606
- Kayıt: 24 Haz 2006 00:00
- Konum: yalova
bunu yazanlar insan olamaz !!!jonnathan yazdı:Vakit gazetesi;
"19 mayıs törenlerinde, yaşları 10-15 arasında olan istanbul jimnastik okulu öğrencileri de gösteri sundu. kısa şortlar ve dar badilar giyen öğrencilerin kıyafetleri izleyenlerin yüzünü kızarttı."
Diyecek söz bulamıyorum.
herşeyi dinle islamla karşılaştıran o küçük beyinler
o küçücük çocuklara hangi gözle bakıyorlar??
annem bile anlatıyor 19 mayıs kutlamalarında şortlarla taytlarla çıkarlarmış ve hiç bir zaman bu tür söylentilere maruz kalmazlarmış.
aradan yıllar geçiyor ve ülkemiz bu hali alıyor.
çocuk tacizleri tecavüzler bu beyinlerin sapkın düşüncelerinden kaynaklanıyor iğrendim resmen.
- houseofholy
- Müdavim Üye

- Mesajlar: 905
- Kayıt: 04 Oca 2007 01:00
- Konum: ankara
- İletişim:
lafa gelince ülkenin %90 ı müslüman diyoruz ama dünyada çocuk pornosuna internette en çok giren ülkeyiz. çocuklara nasıl bu gözle bakarlar. İslam böyle bir din değil, bu şekilde insanların düşüncelerine fesat karıştırıyorlar. çok yakın bir örnek vereyim AKP iktidarından önce, karşılaştığımızda bana sarılıp öpen eniştem artık öylesine tutucu olmuş ki elimi bile sıkmıyor, yüzüme bakmadan konuşuyor. daha önceden de müslümandık şimdi de öyleyiz, o zaman değişen nedir? sadece kafaları bulandırmaya çalışıyorlar.jonnathan yazdı:Vakit gazetesi;
"19 mayıs törenlerinde, yaşları 10-15 arasında olan istanbul jimnastik okulu öğrencileri de gösteri sundu. kısa şortlar ve dar badilar giyen öğrencilerin kıyafetleri izleyenlerin yüzünü kızarttı."
Diyecek söz bulamıyorum.
herşey onun içinde, o herşeyin dışında..
