AC-DC

Yabancı Müzik Grupları
Kullanıcı avatarı
FReaKNeeK
Üye
Üye
Mesajlar: 13
Kayıt: 15 Nis 2006 00:00
Konum: HAYDAN

Mesaj gönderen FReaKNeeK »

six feet under cover i t.n.t yi dinlerim paso. bomba gibilerdir laf yok eywallah saygı falan ama çok zaman geçti bunların üstünden... oturupta ac dc fun'ı olunmaz.
Kullanıcı avatarı
balgam
Müdavim Üye
Müdavim Üye
Mesajlar: 2037
Kayıt: 03 Eki 2005 00:00
Konum: köprüaltı

Mesaj gönderen balgam »

highway to hell,hells bells falan süper........
"Angelo rotto//psykhe"::Ho affrontato quando lo avete lasciato...
Kullanıcı avatarı
courtney_hate
Müdavim Üye
Müdavim Üye
Mesajlar: 325
Kayıt: 13 Eyl 2005 00:00
Konum: cüce gezegenden

Mesaj gönderen courtney_hate »

karışık bi cd nin içinde vardı, bunları okuduktan sonra bi dinliyim demiştim ve neler kaçırdığımı anlamıştım
umut doğurmak için, hayatla seviştim
Kullanıcı avatarı
DeaR_GoD
Üye
Üye
Mesajlar: 16
Kayıt: 16 Tem 2006 00:00
Konum: Ankara

Mesaj gönderen DeaR_GoD »

SamotH yazdı:
krronik yazdı:rock'n roll diyelim.öyle olsun. :022
rock'n roll...elvis presley e nerden benziyor tarzları? rock ile rock'n roll aynı şey değildir karıştırmayalım arkadaşlar...
Arkadaşın ayıbınada gaf yapmış diyeli.öyle olsun

High Voltage (Rock 'n' Roll)
It's A Long Way To The Top (If You Wanna Rock 'n' Roll)

gibi parçaları yapan.

School Days parçasında

Long Live Rock 'n' roll ve That's the way I wanna Rock parçasındada That's The Way I Wanna Rock 'n' Roll (Bu yol ve ben Rock 'n' Roll yapıyorum) diye haykıran bi grubu Rock 'N' Roll'dan ayrı tutmak bence büyük bi gaf.

Yazmadanda geçemeyeceğim :D.

Grubun türkce olarak verilmiş en ayrıntılı biyografisi aşağıda okuya bilirsiniz (Alıntıdır). Ben yinede aşağıya önemli ayrıntıları yazıyım. Rekorlara ve ödüllere doymayan ve efsane denildiğinde Led Zeppelin, Deep Purple, Pink Floyd gibi isimlerin arasında anılan bir gruptur. Aynı zamanda nerdeyse grubun isminden daha çok anılan bir başka isme Angus Young'a (Gitar showlarının bi benzeri daha yok) sahip Hard Rock'ın baba gruplarından biridir. Konserlerinde sahne showlarına ilgi o kadar fazladır ki 4.000 kişilik konserlerinin biletleri tam tamına 4 dakida satılmıştır buda ortalama saniyede 17 bilet anlamına geliyor böylelikler o zamana kadar satılan en hızlı konser bileti rekorunu elde etmişlerdir ve bu rekor uzun yıllar sonunda ancak egale edilebilmiştir. Grubun efsane albumu ''Back In Black'' albumu 53.000.000 satarak Heavy Metal tarihinin en çok satan albümü ünvanını kazanmıştır.

Resim

AC/DC BİYOGRAFİ (Nasıl efsane olunur ?)

Heavy Metal çağının en önemli gruplarından biri olan AC/DC'nin kuruluşu 1973 yılında Avustralya'da gerçekleşti. Bir İskoç göçmen ailesinin dokuz çocuğundan biri olan Malcolm Young, Underground Velvet adlı grupta gitar çalmaktaydı ve amacı kendi grubunu kurmaktı. Kardeşi Angus'un (Angus McKinnon) da bu fikri benimsemesi ile birlikte davulcu Colin Burgess, bas gitarist Larry Knedt ve vokalist Dave Evans'ın da katılımıyla AC/DC kurulmuş oldu. Grubun ismini Youngların küçük kızkardeşi Margaret koydu.
Grup ilk canlı şovunu 73/74 yılbaşında Sydney Chequers Club'da Rolling Stones, Chuck Berry ve Beatles'dan cover yaparak gerçekleştirdi. Bir single kaydetmek için uğraşan grupta Colin Burgess'ın yerini önce Ron Carpenter daha sonra da sırayla Russell Coleman ve Peter Clark aldılar. Larry Kendt de yerini Rob Bailey'ye bıraktı. İlk yüzünde "Rockin' In The Parlour", arkasında "Can I Sit Next To You Girl" parçaları olan ilk 45'likleri 1974'de yayınlandı. Eleman değişiklikleri de sürdü. Bailey ve Clark ayrılınca Malcolm bir süre bas çaldı, Mark Kerrante de yeni davulcuları oldu. Youngların ağabeyi George Young'ın bas gitara geçmesiyle ilk albümlerini doldurmaya hazırlanırlarken Evans da ayrıldı ve mikrofon Ronald Belford "Bon" Scott'ın oldu.
AC/DC ilk albümü "High Voltage"i 1975 başında çıkardı. Albümün hemen ardından bas gitara Mark Evans, kısa bir süre sonra da davula Phil Rudd geçti. İlk sağlam kadrolarına kavuşmuşlardı. İlk albümle kendi ülkelerinde bir çıkış yapan grup yüz bin satan ikinci albümleri olan "TNT"nin çıkartılmasından hemen sonra Atlantic ile tüm dünya ülkelerini kapsayan bir anlaşma yaptı. Ardından da ilk iki albümden seçmelerin yer aldığı albüm yine "High Voltage" ismi ile yayınladı. Artık İngiltere ve Avrupa için hazırdılar. 1 Nisan 1976'da İngiltere’ye ayak basan grup, bu ülkede verdikleri hareketli konserler ve 1976 Aralık'ında çıkardıkları albümleri "Dirty Deeds Done Dirty Cheap" ile gerçekten büyük bir başarı kazandılar. Bu yıllarda Londre Marquee Club'da sahne alan AC/DC, 700 kişilik puba ortalama 1000 seyirci toplarken, punk grubu olmadan bu derece ilgi çeken tek grup oluyordu.
Grup, Rainbow'un alt grubu olarak Avrupa'da dolaştıktan sonra kısa bir süre için Avustralya'ya dönerek burada da konserler verdi. Aynı anda tüm dünyada yayınlanan ilk albümleri ise 1977 Haziran’ında çıkardıkları "Let There Be Rock" oldu. Hem bu albüm hem de bir öncekinde Avustralya baskılarına bir kaç fazla şarkı koymuşlardı. Artık yeni hedef Amerika'ydı.
Aynı yıl ilk kez ABD konserlerine çıkan grup, bu ülkede de büyük ilgi gördü, ama artık sorunlar da başlamıştı. Malcolm ile Mark Evans arasındaki sorunlar Evans'ın ayrılıp yerine Cliff Williams'ın gelmesiyle sonuçlandı. Black Sabbath ile tura çıkan grup, Malcolm'un kaldıkları otelde Black Sabbath'ın basçısı Geezer Butler'ı yumruklamasıyla turdan kovuldular. Bunun üzerine onlar da Kiss ile bir süre turladılar. Nisan 78'de de "Powerage" albümünü çıkardılar. Bir kez daha yollara düşen grup bu turun ürünü olarak da "If You Want Blood (You've Got It)" konser albümünü çıkardılar.
Albüm ve konserler hayranlarını arttıran grup, 1979’da "Highway To Hell" ile Platin Plak kazandı. Albüm İngiltere'de ilk 10'a, ABD'de ilk 20'ye giren ilk plakları oldu. Ancak bu başarıları onlara pek şans getirmemiş olacak ki, Şubat 1980’de vokalistleri Bon Scott’ı kaybettiler. Aşırı alkolden, arabasının içinde ölü bulunan Scott, grup için çok büyük bir kayıptı. Bu ölümle bir süre şok geçiren grup, sonunda müziğe Scott’ın yerine Brian Johnson’ı alarak devam etmeye karar verdi.
Scott'ın ölmeden önce yazmış olduğu 15 parçayı kullanmayıp yeniden çalışmalara başlayan grup, bir süre sonra simsiyah bir kapakla çıkardıkları ve Scott’a adadıkları "Back In Black" adlı albüm ile o güne kadar en çok satış yapan Heavy Metal plağının yaratıcısı oldu. Albüm Johnson’ın gruba son derece uygun bir solist olduğunu da kanıtladı. Albüm aynı zamanda İngiltere'de zirveye çıkan ilk plaklarıydı. ABD'de de dördüncü sıraya kadar yükseldi.

Mayıs 1981'de "Dirty Deeds Done Dirt Cheap"i ABD için tekrar yayınladılar. Albüm, ABD'de 3 numaraya kadar yükseldi. Albümden "Whole Lotta Rossie" o yıl ilk sayısı yayınlanan Kerrang dergisi tarafından en iyi Heavy Metal şarkısı seçilirken, grup da ikincisi düzenlenen Castle Donington Rock Festivali'nde as grup olarak sahne alıyordu. Artık Heavy Metal'in zirvesindeydiler.
1981 bitmeden, daha sonradan konserlerinin kapanış müziği olacak ünlü parçaları ile aynı adı taşıyan "For Those About To Rock We Salute You" albümünü yayınladılar. Albüm grubun Billboard listelerinde 1 numaraya yükselen ilk ve tek AC/DC albümü oldu, İngiltere'de 3.sıraya kadar çıkabildi. Kerrang'ın tüm zamanların en iyi 100 Heavy Metal albümü listesine 7 albümleriyle de girmişlerdi. 1982'nin sonu ile birlikte grubun yılın en iyi Rock grubu olduğu Kerrang okuyucuları tarafından belgelenmişti: AC/DC en iyi grup, en iyi sahne performansı, "For Those About The Rock" en iyi albüm ve 45'lik, Angus en iyi gitarist, Cliff en iyi bassist, Phil en iyi ikinci davulcu, Brian en iyi üçüncü solist ve yine Angus en seksi ikinci erkek...
2 yıl süren uzun "Cannon And Bell" dünya turunun ardından yeni albümlerine hazırlanırken, davulcu Rudd'ın uyuşturucu sorunları katlanılamaz hale geldi ve "Flick Of The Switch" adlı albüm bir stüdyo davulcusunun katkısıyla çıktı. Albüm İngiltere'de 4, ABD'de 15.sıraya kadar çıktı.
Uzun arayışlardan sonra bagetleri 20 yaşında bir gence, Simon Wright'a teslim eden grup, Kanada ve ABD konserlerinin ardından dördüncüsü düzenlenen Castle Donington Monsters Of Rock Festivali'nde bir kez daha ana grup oldu. Aynı yılın sonunda ilk "Rock In Rio"ya da katıldılar. 1985’te çıkardıkları "Fly On The Wall" albümü ve hemen ardından çıktıkları aynı adlı turneyle başarılarını devam ettirdiler.

1986’da yarı derleme "Who Made Who" albümünü yayınladılar. Albümdeki parçalar, Stephen King'in romanından çekilen "Maximum Overdrive" adlı filmde de kulanıldı ve parçaların çoğu albüme alınmak üzere sıkı bir AC/DC fanı olan Stephen King tarafından seçildi.
1988 yılı albümleri "Blow Up Your Video" İngiltere listelerinde 2 numaraya çıkarak Back In Black'den bu yana en iyi yere getirdi grubu. Avrupa'dan sonra 1981'den bu yana ilk kez Avustralya'da konserler veren grup, İngiltere'ye dönüşten kısa süre sonra ABD'ya giderek burada da başarılı konserler verdi. Heavy Metal'in son altın çağını yaşadığı yıllar, grubu da olumlu etkiledi ve "Blow Up Your Video", "For Those About To Rock"tan bu yana en çok satan AC/DC albümü oldu. Bu sıralarda Malcolm Young’ın ayrılmasıyla çalkantı yaşayan
grup, Young’ın gruba geri dönmesiyle duruldu.
Bu kez de davulcu Wright, hayranı olduğu Dio'nun teklifini geri çevirmeyip ona katılınca yerine, Firm ve Uriah Heep gibi gruplarda, hatta Tom Jones'un arkasında bile çalmış olan, emektar davulcu Chris Slade geldi. Bu kadroyla çıkarılan "The Razor’s Edge" dünya çapında büyük ilgi gördü ve grup için yeni bir çıkış oldu. Rusya'yı da kapasayan Avrupa turunun ardından bir kez daha Donington'da çaldılar. Albümü izleyen ve iki yıl süren dünya turunda yaptıkları kayıtları, Ekim 1992’de "Live" adıyla iki plaklık bir konser albümü olarak yayınladılar.
1993 yazında yine bir AC/DC fanı olan Arnold Schwarzenegger'ın "Last Action Hero" filminin ana parçası olan "Big Gun"ı yeni şirketleri ATCO ile kaydettiler. Şarkının video-klibinde, Arnold da Angus ile birlikte okul çocuğu kıyafetiyle sahnede yer alıyordu. Grup, uzun bir sessizlikten sonra 1995’in sonlarında "Ballbreaker" ile geri döndü. Davulda Slade’in yerine eski üyeleri Phil Rudd’ın olduğu albüm, yine alışılmış AC/DC tarzı ve kalitesindeydi. Grup bir yıl boyunca Avrupa ve Kuzey Amerika'yı turladı ve konserler Avustralya ve Yeni Zelanda'da son buldu.

Turun yorgunluğu ile grup uzun süre canlı performans sunmayarak, video ve benzeri projelerle uğraştılar. 1997 Eylül'ünde bitirdikleri ve eski üyeleri Bon Scott için gerçekleştirilen 5 CD'lik box-set bunların en önemlisiydi. CD'lerin birinde 1977'deki bir radyo şovunun kayıtları, ikisinde 1979'da Bon Scott ile verdikleri son konserlerin kayıtları, birinde 1977-79 arasında Scott tarafından yazılmış ve kaydedilmiş demolar vardı. Son CD ise "Back In Black" albümüydü. Setin ismi, Bon Scott'ın şaka yollu olarak bir gün ünlü olduklarında yapacağı solo albüme vermeyi düşündüğü isimdi: "Bonfire".
Bir süre yine sessizliğe gömülen grup, 4 senelik bir aradan sonra ilk stüdyo albümleri olacak "Stiff Upper Lip"i 29 Şubat 2000'de yayınlandı. Ve bu yıla kadarda başka album çalışmaları olmadı. Grup halen müziği bırakmamıştır !!!.
Its A Longway To The Top ( If You Wanna ROCK 'N' ROLL !!! )
Kullanıcı avatarı
Vampiria
Müdavim Üye
Müdavim Üye
Mesajlar: 1061
Kayıt: 24 Şub 2006 01:00

Mesaj gönderen Vampiria »

cok fazla dınlemıyorum ama hıghway to hell mukemmel bı sarkı :002
Ben Kendi Kalbimin Vampiriyim Hiç Bitmeyen Kahkahaları Yüzünden Ayıplanan Gülmeyi Unutmuş Büyük Lanetlilerden Biri...
A_SeX_PisToL
Müdavim Üye
Müdavim Üye
Mesajlar: 368
Kayıt: 25 Tem 2005 00:00

Mesaj gönderen A_SeX_PisToL »

süper yaa
yalnız bu kadar çok eleman değiştiren bi grup harbiden nası efsane olarak kalmış yaaa...
bide isimlerini koyanın amcalarını olduğunu duymuştum ben amme kız kardeşleriymiş...
ters999
Müdavim Üye
Müdavim Üye
Mesajlar: 615
Kayıt: 01 Haz 2006 00:00
Konum: Adana

Mesaj gönderen ters999 »

cause (oi!oi!oi!) i'm TNT!!oi!oİ! a dynamite!oi oi!
TNT'yi herkes bilir zaten..limewire,son of a bitch, big guns,shook me all night long gibi mükemmel şarkıları da mewcuttur..yaptıkları müzik her insanin kulağına güsel gelebilcek cinsten bence..sewiom ben:)
Cevapla